İSMMMO
İSTANBUL SERBEST MUHASEBECİ
MALİ
MÜŞAVİRLER ODASI
Uygulamalı
5024
Enflasyon Düzeltmesi
Muhasebesi
(Genişletilmiş Yeniden
Değerleme)
Prof.Dr.Recep Pekdemir
İstanbul Üniversitesi
İşletme Fakültesi
pekdemir@istanbul.edu.tr
5 Ocak 2004
İş Kuleleri - İstanbul
ÖNSÖZ
Ülkemiz muhasebe uygulamalarının ve profesyonel muhasebe mesleğinin gelişmesinde çeşitli kilometre taşları bulunmaktadır. Bu kilometre taşlarından bazıları sayılarla temsil edilip kısaltılarak uygulamada yer bulmuştur. 193, 213, 5422, 3065, 3568 gibi sayılar, muhasebe uygulamaları ve muhasebe mesleği ile ilgili olarak unutulmayan kanun numaralarıdır..
Bu
sayılara bir yenisi eklenmiştir: 5024. Bu sayı, içinde bulunduğumuz
21.Yüzyıl’ın başlarında ülkemiz muhasebe uygulamaları ve muhasebe mesleği için
bir dönüm noktası daha ortaya koymuş durumdadır. Bu düzenleme,özde “Enflasyon
Düzeltmesi Muhasebesi” olmakla birlikte adeta “Genişletilmiş Yeniden Değerleme
Muhasebesi”ni andırmaktadır. Kuşkusuz bu düzenleme pek çok konuyu da
beraberinde ya getirmekte, ya da götürmektedir.
Bu çalışmanın amacı, ISMMMO İstanbul Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından 5 Ocak 2004 tarihinde İstanbul-İş
Kuleleri’nde düzenlenen Eğitim Seminerindeki katılımcılara sunulmak üzere,
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyeleri Recep Pekdemir ve Yakup
Selvi tarafından hazırlanan ve ISMMMO İstanbul Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odası tarafından yayınlanan “Uygulamalı 5024 Enflasyon Düzeltmesi Muhasebesi
(Genişletilmiş Yeniden Değerleme)” isimli kitaptan özetlenerek
hazırlanmıştır.
Hazırlanan
söz konusu kitabın ve bu seminer notunun bir iddiası vardır. Bu iddia bu iki
çalışmayı edinen muhasebe meslek mensuplarının ve aday meslek mensuplarının
konu ile ilgili bilgi gereksinimlerini karşılayacak şekilde bir rehber, tabiri
caiz görülürse bir “hap” olarak hazırlanmış olmasıdır. Bu iki çalışma sayesinde
ülkemiz muhasebe meslek mensupları ve muhasebe meslek mensubu adayları, bu
düzenlemeye çok kısa sürede uyum sağlayarak karşılaştıkları güçlükleri, çok
kısa sürede aşabileceklerdir. Böyle bir iddianın ortaya çıkması ise bu iki
çalışmanın başlangıcında işin temelini oluşturan eğitim semineri
çalışmalarıdır. Gerek akademisyenlerin gerekse uygulayıcı muhasebe meslek
mensuplarının bir araya gelerek, ISMMMO İstanbul Serbest Muhasebeci Mali
Müşavirler Odasında uzun yıllardan beri sürdürülen ve içinde bulunduğumuz
sıralarda 11.Dönemini yaşayan Eğitmenlerle Eğitim Projesi kapsamındaki yararlı
çalışmalara dayanmaktadır.
Bu çalışma, söz konusu 17.12.2003 tarih ve 5024 sayılı Yasayla Düzenlemenin 30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı Resmi Gazete’de yayınlandığı gün tamamlanmıştır. Dolayısıyla, bu düzenleme ile ilgili olarak Maliye Bakanlığı’na verilen yetkiler doğrultusunda Tebliğlerin yayınlanması söz konusudur. Söz konu bu aşamalarda, bu çalışmada ortaya konan açıklamalarla çelişen durumların olması mümkün olabilir. Bu nedenle bu çalışmanın okuyucuları, bu çalışmayı edindikten sonra, konu ile ilgili olarak yapılacak resmi açıklamaları yakından takip etmesi yararlı olacaktır.
Bu
çalışmanın ortaya konmasında emeği geçen tüm kesimlere şükranlarımızı sunarız.
Recep
Pekdemir, 5 Ocak 2004
İÇİNDEKİLER
1. Yeni Düzenleme Sonucu Maliye Bakanlığı’ndan
Beklenen Tebliğ Konuları
2. Yeni Düzenlemenin Vergi Mevzuatı İle İlgili Mevcut Uygulamalar Konusunda Getirdikleri/Götürdükleri
3. Yeni Düzenlemenin Temel Konusu: Enflasyon Düzeltmesi Muhasebesi: Genişletilmiş Yeniden Değerleme
4. Enflasyon Düzeltmesi Muhasebesi İle İlgili Bazı
Kavramlar
5. Enflasyon Düzeltmesi Muhasebesi İle İlgili Temel
Aşamalar
5.1. Geçmişin Temizlenmesi: Enflasyon Sıfırlaması
5.2. Geçişin Yapılması - İhtiyarilikten
Yararlanmama - 1 Ocak 2004’te Başlama
5.3. Geçişin Yapılması - İhtiyarilikten
Yararlanma – 1 Nisan 2004’te Başlama
5.4. Dönemsel İşlemlerde Enflasyon Düzeltmesi
6. Çeşitli Örnekler
7. Sonuç
Ek: 5024 Sayılı Kanun
0. GİRİŞ
Ülkemizde yaklaşık otuz yıldan beri yaşanan yüksek enflasyon, işletmeler tarafından üretilen ve kamuya sunulan malî tabloları da bozmuş ve malî tabloların işletmeler ile ilgili gerçek durumu yansıtmaktan uzaklaşmasına yol açmıştır.
Son aylarda Türk vergi sistemi ile ilgili olarak hazırlanıp yürürlüğe konan, 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunu ve daha sonra yasalaşan ve bazı vergi kanunlarında değişiklikler yapan 4842 sayılı Kanundan sonra yeni bir düzenleme ile enflasyonun malî tablolar üzerindeki olumsuz etkilerini gidermek ve bu doğrultuda bazı vergi kanunlarında değişiklikler yapılması söz konusu olmuştur
Her ne kadar, enflasyona karşı alınan tedbirler ile sorunun kökten çözülmesi hedeflenmiş ve bu konuda çok ciddî mesafeler kat edilmiş ise de bu temel hedeften vazgeçilmeksizin, malî tabloların enflasyondan arındırılması ve vergilemenin enflasyonun etkisinden arındırılarak gerçekleştirilebilmesi ihtiyacının var olduğunu söylemek mümkündür.
Vergi kanunlarımızda enflasyonun etkilerinin giderilmesi ile ilgili çok sayıda hüküm olmakla birlikte, birbirleriyle uyumlu olmamaları ve uluslararası kabul görmüş standartlardan uzak olmaları, bu dağınık yapının tutarlı ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesini zorunlu kılmıştır.
Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli ve önemli artışlar, vergi matrahının oluşmasında bazı mükelleflerin lehine, bazı mükelleflerin de aleyhine sonuçlar doğurmaya devam etmiştir. Daha açık bir ifade ile borçlanarak çalışanların vergi matrahı suni olarak azalırken, öz sermaye ile çalışanların vergi matrahı suni olarak artmaktadır. Bu da vergi adaletini ve ticaret hayatındaki rekabet ortamını olumsuz etkilemektedir.
Bunun sonucu olarak da işletmeler öz sermaye ile çalışmaktan uzaklaşıp, borçlanmaya yönelmiş, bu durum, ülkemizin kaynak dağılımını ve işletmelerin malî dengelerini bozmuş ve malî yapının zayıflamasına yol açmıştır. Bu nedenle katlanılan finansman maliyeti, vergi matrahlarının büyük ölçüde azalmasına sebebiyet vermiştir.
Öz sermaye ile çalışmak zorunda olan veya böyle çalışmayı tercih eden işletmeler, kazanç vergisi olmaktan çıkıp servet vergisine dönüşen haksız vergilendirme ile karşılaşmış, bu husus işletmelerin öz sermayelerini azaltmakta, yatırım ve istihdam politikalarını olumsuz yönde etkilemiştir.
Enflasyon düzeltmesi muhasebesi olmaması aynı zamanda, kayıt dışı ekonomiyi teşvik etmiş ve kayıt dışı ekonominin temel sebepleri arasında yer almıştır.
Yerli sermayenin zarar görmesinin yanı sıra, yabancı sermaye de bu faktör nedeniyle ülkeye yeterince gelmekte acele etmemiş, hatta yerli sermaye çeşitli şekillerde yurt dışına yönelmiştir.
Enflasyon düzeltmesi muhasebesinin vergi mevzuatında yer almaması, halka açık şirketler ile bankalardaki enflasyon düzeltmesi uygulaması ile bir çelişki oluşturmuştur.
Bütün bunların yanında, malî tabloların çok yönlü fonksiyonları da işlevsiz kalmıştır. Yatırımlar, kredi tahsisleri ve kâr dağıtımları açısından etkin olmayan kararlar alınabilmiş, işletmenin yönetimi ile ilgili performans sistemleri anlamsız hale gelmiştir. Büyük emek verilen, büyük kaynaklar aktarılan muhasebe işlemleri anlamsız ve işe yaramaz rakam yığınları üretmiş, bunun işletme ekonomilerinde doğurduğu zararlar, son noktada, vergi potansiyelinin de aşınmasına yol açmıştır.
Enflasyon düzeltmesi muhasebesi, gelecekte enflasyon tamamen yok olsa dahi geçmişte yaşanan enflasyonun yol açtığı ve malî tablolarda yarattığı tahribatı ortadan kaldıracak, dolayısıyla, işletmelerin öz sermayelerinin gerçek boyutları ile değerlendirilmesine olanak sağlayacaktır.
Yukarıda belirtilen gerekçeler, enflasyon düzeltmesi muhasebesinin, vergi mevzuatımızda yer verilmesini bir zorunluluk olarak ortaya koymuş ve 17.12.2003 tarih 5024 sayılı, Kanun 25332 tarih ve 30.12.2003 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yaşamamıza girmiştir.
Bu çerçevede, malî tabloların enflasyondan arındırılarak uluslararası
kabul görmüş standartlara uyumlu hale
getirilmesi, vergilemenin enflasyonun etkisinden arındırılarak
gerçekleştirilmesi ve vergi potansiyelinin daha iyi değerlendirilmesi açısından
5024 sayılı yasa yeni bir adım niteliğindedir.
1. Yeni Düzenleme Sonucu Maliye Bakanlığı’ndan Beklenen
Tebliğ Konuları
Yeni düzenleme ile getirilen Enflasyon Düzeltmesi Muhasebesi pek çok konuda Maliye Bakanlığı tarafından çeşitli açıklamaların yapılmasını gerekli kılmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi bu düzenleme ülkemiz muhasebe uygulamalarında dönüm noktası yaratan uygulamalardan birini oluşturmaktadır. 5024 sayılı Kanun metninde yer aldığı gibi açıklama yapması veya düzenlemeler getirmesi konusunda Maliye Bakanlığı’na verilen yetkiler aşağıdaki gibidir:
8. Maliye
Bakanlığı;
a) Mükellef
veya meslek grupları ya da mükelleflerin aktif toplamları veya ciroları
itibarıyla; enflasyon düzeltmesinde toplulaştırılmış yöntemler kullanılmasına
izin vermeye, toplulaştırılmış yöntem uygulanabilecek kalemleri
belirlemeye,
b) Mükellef
veya meslek grupları ya da mükelleflerin aktif toplamları veya ciroları
itibarıyla hangi tür malî tabloların; enflasyon düzeltmesine tâbi tutulup
tutulmayacağını ve geçici vergi dönemlerinde düzeltilip düzeltilmeyeceğini
belirlemeye,
c) (3)
numaralı bentte yer almayan kıymetler için düzeltmeye esas alınacak tarihi
belirlemeye,
d) Ortalama
ticarî kredi faiz oranının tespitine ilişkin usul ve esasları tespit etmeye,
e) Bölgeler,
sektörler, iş grupları, iş nevileri veya parasal olmayan kıymetler itibarıyla
döviz, altın ve benzeri değerleri esas alarak düzeltme yaptırmaya ve günlük
olarak belirlenen endeks veya değerleri kullandırmaya,
f) Parasal
ve parasal olmayan kıymetleri belirlemeye,
g) Net
parasal pozisyon kâr/zarar hesabı yaptırmaya,
h) Enflasyon
düzeltmesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye,
Yetkilidir.
Daha önce de belirtildiği gibi, bu çalışma muhasebe meslek mensupları ile adaya meslek mensuplarına bir rehber olması amacıyla hazırlanmıştır. Ancak, bu çalışma yukarıda sıralanan ve Maliye Bakanlığı’nın yetkisine bırakılan konularda Bakanlık tarafından bu çalışmanın hazırlandığında henüz bir açıklama yapılmış değildir. Bu nedenle bu çalışmada yer alan açıklamaların ve yorumların aksine Tebliğlerin yayınlanması mümkün olabilir. Bunun sonucunda okuyucunun gelişmeleri yakından takip etmesi şiddetle önerilen bir durumdur.
2. Yeni Düzenlemenin Vergi
Mevzuatı İle İlgili Mevcut Uygulamalar Konusunda Getirdikleri/Götürdükleri
Enflasyon Düzeltmesi Muhasebesi
düzenlemesi ile ilgili mevcut bazı düzenlemelerde değişiklikler söz konusudur.
Bu değişikler, mevcut uygulamaları bir kısmını ortadan kaldırmakta ve bir
kısmında ise değişiklikler ortaya koymaktadır.
Ancak, bu değişiklikler,
işletmelerin, 5024 sayılı Kanun’la 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Mükerrer
298.Maddesinde yapılan değişiklikle getirilen Enflasyon Düzeltmesi Muhasebesine
geçen işletmeler için geçerlidir. Getirilen ihtiyarilikten yararlanma veya daha
sonra getirilebilecek kapsam dışı bırakılan işletmeler, 5024 sayılı Kanunla
getirilen değişikliklerden önceki uygulamayı sürdürebileceklerdir. Bu nedenle,
bu değişiklik düzenlemeleri, yeni uygulama ile birlikte paralel olarak
uygulamada kalabileceklerdir.
Bu konudaki yasal düzenleme ile
ilgili Kanun metni aşağıdaki gibidir:
“GEÇİCİ
MADDE 1. - Dileyen mükellefler, 2004 yılının (kendilerine özel hesap dönemi tayin
edilenlerde 2004 yılında biten hesap döneminden sonra başlayan) ilk geçici
vergi döneminde beyan edecekleri geçici vergi matrahının tespitinde; enflasyon
düzeltmesine ilişkin hükümler yerine Vergi Usul Kanununun bu Kanunla
değiştirilmeden önceki değerleme hükümleri ile Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar
Vergisi Kanununun bu Kanunla kaldırılan hükümlerini ve Vergi Usul Kanununun 280
inci maddesinin bu Kanunla kaldırılan son fıkrasını dikkate alırlar. Bu takdirde
enflasyon düzeltmesinin dikkate alınmadığı hususu beyannamede belirtilir.
Beyanname verme süresi içinde bu hususu bildirmeyen veya beyanname vermeyen
mükelleflerin enflasyon düzeltmesine ilişkin hükümleri dikkate almadıkları
kabul edilir.”
Çalışmanın bu bölümünde bu
değişiklikler ile ilgili kısa açıklamalara yer verilmiştir.
a) Stok Değerleme Yöntemlerinden
LIFO Son Giren İlk Çıkar Yöntemi uygulamadan kaldırılmıştır. Bu konudaki
yasal düzenleme aşağıdaki gibidir.
|
Düzenlemenin Eski Şekli |
Düzenlemenin Yeni Şekli |
|
VUK Madde 274. – (4008 sayılı Kanunun 8'inci maddesiyle değişen madde) Satın
alınan veya imal edilen emtia maliyet bedeliyle değerlenir. Mükellefler,
satın aldıkları veya imal ettikleri emtianın maliyet bedelini, son giren ilk
çıkar yöntemini uygulamak suretiyle de tesbit edebilirler. Bu yöntemi
seçenler, en az 5 yıl süre ile bu yöntemden vazgeçemezler. Bu yöntemin
uygulama usul ve esaslarını tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. |
VUK Madde 274. – Emtia, maliyet bedeliyle
değerlenir. Emtianın maliyet bedeline nazaran değerleme günündeki satış
bedelleri % 10 ve daha fazla bir düşüklük gösterdiği hallerde mükellef,
maliyet bedeli yerine 267 nci maddenin ikinci sırasındaki usul hariç olmak
üzere, emsal bedeli ölçüsünü tatbik edebilir. Bu hüküm 275 inci maddede
yazılı mamuller için de uygulanabilir |
b) Maliyet Artırımı Uygulaması
Yürürlükten Kaldırılmıştır. Bu konudaki yasal düzenleme aşağıdaki gibidir.
“MADDE 9, “31.12.1960 tarihli
ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun; 38 inci maddesinin dördüncü ve beşinci
fıkraları ile 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendi ve 57
nci maddesinin son fıkrası, yürürlükten kaldırılmıştır”
“c) 3.6.1949 tarihli ve 5422 sayılı
Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin (13) numaralı bendi, yürürlükten
kaldırılmıştır.”
|
Düzenlemenin Eski Şekli |
Düzenlemenin Yeni Şekli |
GVK Madde 38
.... (4684 sayılı Kanunun 17'inci maddesiyle değişen fıkra
Yürürlük; 03.07.2001) Mükelleflerin iktisap tarihinden itibaren en az iki
tam yıl süreyle işletmelerinde kayıtlı bulunan gayrimenkul, iştirak hisseleri
ve amortismana tabi diğer iktisadi kıymetleri elden çıkarmaları halinde, bu
iktisadi kıymetlerin maliyet bedeli bunların elden çıkarıldıkları ay hariç
olmak üzere Devlet İstatistik Enstitüsünce belirlenen toptan eşya fiyat
endeksindeki artış oranında artırılarak kazancın tespitinde dikkate
alınabilir. Rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle edinilen iştirak hisseleri ile
iştirak edilen kurumun ihtiyat akçeleri, banka provizyonları ve Vergi Usul
Kanununa göre ayrılan yeniden değerleme fonlarının sermayeye ilavesi
dolayısıyla bedelsiz alınan iştirak hisselerinin en az iki yıl öncesinde
iştirak edilen şirketlere ait olması halinde, rüçhan hakkı kullanılmak
suretiyle edinilen veya alınan bu iştirak hisseleri iki yıl önce iktisap
edilmiş sayılır. Rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle veya bedelsiz olarak
edinilen hisseler için maliyet bedeli artırımı, bu hisselerin itibari değeri
üzerinden bunların edinilmesine yol açan sermaye artırımının tescili
tarihinden itibaren uygulanır. Bu hüküm 39 uncu madde gereğince işletme
hesabı esasına göre ticari kazancın tespitinde de uygulanır. Bilanço esasında
defter tutan mükellefler tarafından artırılan maliyet bedeline tekabül eden
kazançlar, bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterilir. Bu fon,
sermayeye ilave dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği
veya işletmeden çekildiği takdirde, o yılın kazancına dahil edilerek vergiye
tabi tutulur. Söz konusu iktisadi kıymetlerin alım satımı ile devamlı olarak
uğraşanlar, alım satımını yaptıkları iktisadi kıymetler için bu hükümden
yararlanamaz. Şu kadar ki, inşaat yapımına tahsis edilen arsa ve arazilere
ilişkin olarak inşaatın bitim tarihine kadar geçen süre için bu fıkra hükmüne
göre maliyet bedeli artırımı yapılabilir. Ancak, inşaatın tamamlanmasından
önce satışı yapılan gayrimenkuller için maliyet artırımı satışın yapıldığı
tarihe kadar uygulanır. Bu fıkra hükmünün uygulanmasına ilişkin usul ve
esasları tespit etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. |
GVK Madde
38- Yürürlükten
kaldırılmıştır. |
|
8. (4008
sayılı Kanunun 25'inci maddesiyle eklenen bent Yürürlük; 1.1.1996) Vergi
Usul Kanunu hükümlerine göre, dönem sonu stoklarını son giren ilk çıkar
yöntemine göre değerleyen veya amortismana tabi iktisadi kıymetlerini yeniden
değerlemeye tabi tutanların, işletmede kullandıkları yabancı kaynaklara ilişkin
faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzerî adlar altında
yaptıkları giderler ve maliyet unsurları toplamına (yatırımın maliyetine
eklenenler hariç) aşağıdaki indirim oranının uygulanması suretiyle bulunacak kısmın
% 25'i. İndirim
oranı, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre o yıl için tespit edilmiş olan
yeniden değerleme oranının, ilgili kuruluşlardan alınan bilgilere göre Maliye
Bakanlığı'nca o yıl için hesaplanan ortalama ticarî kredi faizi oranına
bölünmesi suretiyle bulunur. Sanayi
siciline kayıtlı imalatçıların imalat faaliyetlerinde kullandıkları yabancı
kaynaklara ait gider ve maliyet unsurlarına bu bent hükmü uygulanmaz. Bu bendin birinci paragrafında yer alan % 25 oranını, %
100'e kadar artırmaya Bakanlar Kurulu; bendin uygulanmasına ilişkin usul ve
esasları belirlemeye ise Maliye Bakanlığı yetkilidir. |
KVK Madde 41..... 8. Yürürlükten kaldırılmıştır. |
GVK Madde 57...... Yürürlükten kaldırılmıştır. |
KVK Madde 15...... 13. Yürürlükten kaldırılmıştır. |
c) Amortisman uygulamasında bazı
değişiklikler var. Bunlara ilişkin olarak 5024 sayılı Kanunda yer alan hükümler
aşağıdaki gibidir:
“6.
Amortismanlar ve itfa payları, düzeltilmiş değerler üzerinden hesaplanır.
Kazançlarını
işletme hesabı esasına göre tespit eden mükellefler ile serbest meslek erbabı
da amortismana tâbi iktisadi kıymetlerini bu maddede belirtilen hükümlere göre
düzeltilmiş tutarları üzerinden amortismana tâbi tutabilirler”
Yukarıda yer alan hükme göre,
bilanço esasına göre defter tutan işletmeler, gelir tablolarında yer alacak
dönemsel amortisman giderlerini ve itfa paylarını düzeltilmiş değerler
üzerinden hesaplayıp kaydedebileceklerdir.
Benzer şekilde, kazançları
işletme hesabı esasına göre tesbit edilen işletmeler ile serbest meslek kazancı
erbabı da amortismana tabi kıymetlerini bu yeni düzenleme hükümlerine göre
düzeltebilecekler ve dönemsel amortisman giderlerini düzeltilmiş değerler
üzerinden hesaplayabileceklerdir. Ancak bu işletmelerin, diğer bir ifade ile,
kazançları işletme hesabı esasına göre tesbit edilen işletmeler ile serbest
meslek erbabı için amortismana veya itfaya tabi bu kıymetlerin satışı sırasında
dikkate alınacak maliyet değerinin tanımlanmasında güçlükler yaşanabilecektir.
Bize göre, düzeltilmiş değerlerin esas alınmasında bir sakınca yoktur. Çünkü,
5024 sayılı Kanun taslağında, bu işletmelerde söz konusu kıymetlerin satışı
esnasında düzeltilmiş değerlerin dikkate alınamayacağı doğrultusunda bir hüküm
söz konusu idi. Ancak, bu hüküm T.B.M.M. Bütçe ve Plan Komisyonunda çıkartıldı
ve Meclis Genel Kurulunda çıkartılmış olarak kabul edildi.
“MADDE 3.
- 213
sayılı Kanunun 315 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Madde 315. - Mükellefler amortismana tâbi iktisadî kıymetlerini Maliye
Bakanlığının tespit ve ilân edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlân
edilecek oranların tespitinde iktisadî kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate
alınır.
MADDE 4.
- 213
sayılı Kanunun mükerrer 315 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı
bendine aşağıdaki hüküm eklenmiş ve (2) numaralı bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde, üzerinden
amortisman ayrılacak değer, amortismana tâbi iktisadî kıymetin düzeltilmiş
değerinden daha evvel ayrılmış olan amortismanların toplamının taşınmış
değerleri indirilmek suretiyle tespit edilir.
2. Bu usulde
uygulanacak amortisman oranı normal amortisman oranının iki katıdır.”
|
Düzenlemenin Eski Şekli |
Düzenlemenin Yeni Şekli |
VUK Madde 315(4008 sayılı Kanunun 10'uncu
maddesiyle değişen madde) Mükellefler amortismana tabi iktisadî
kıymetlerinin değerini, % 20 nispetinden fazla olmamak üzere, serbestçe
tespit ettikleri nispetler üzerinden yok ederler. |
VUK Madde 315Madde 315. - Mükellefler
amortismana tâbi iktisadî kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilân
edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlân edilecek oranların tespitinde
iktisadî kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınır. |
VUK Madde Mükerrer 315(205 sayılı Kanunun 19'uncu
maddesiyle eklenen madde) Bilanço esasına göre defter
tutan mükelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi değerlerini,
azalan bakiyeler üzerinden amortisman usulü ile yok edebilirler.
1. Her yıl, üzerinden amortisman hesaplanacak değer, evvelce ayrılmış olan amortismanlar toplamının tenzili suretiyle tespit olunur. 2. (4008 sayılı Kanunun
11'inci maddesiyle değişen bent) Bu usulde uygulanacak amortisman nispeti
% 40'ı geçmemek üzere normal amortisman nispetinin iki katıdır.
|
(205 sayılı Kanunun 19'uncu
maddesiyle eklenen madde) Bilanço esasına göre defter
tutan mükelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi değerlerini,
azalan bakiyeler üzerinden amortisman usulü ile yok edebilirler.
1. Her yıl, üzerinden amortisman
hesaplanacak değer, evvelce ayrılmış olan amortismanlar toplamının tenzili
suretiyle tespit olunur. Enflasyon düzeltmesi yapılan
dönemlerde, üzerinden amortisman ayrılacak değer, amortismana tâbi iktisadî
kıymetin düzeltilmiş değerinden daha evvel ayrılmış olan amortismanların
toplamının taşınmış değerleri indirilmek suretiyle tespit edilir.
|
|
Mükellefler, usulüne göre tespit edilen nispetleri aşmamak
şartiyle, amortismanları diledikleri nispetler üzerinden hesaplıyabilirler;
şu kadar ki, uygulamaya başladıkları amortisman nispetlerini müteakip
faaliyet yıllarında değiştiremezler. 318'inci maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre amortisman
nispetlerinin değiştirilmiş olması hali bundan müstesnadır. |
|
Amortisman uygulamaları ile ilgili olarak
geçmişte başlanmış olan durumlar, her işletmede mevcuttur. Bu nitelikli
uygulamalar devam ettirilecektir. Yukarıda belirtilen yeni düzenlemeler 1 Ocak
2004 tarihinden sonra sisteme giren unsurlar için geçerli olacaktır. Bu
konudaki kanun maddesinin metni aşağıdaki gibidir:
“GEÇİCİ
MADDE 26. - Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce aktife giren iktisadi
kıymetler hakkında aktife alındıkları yılda yürürlükte olan sürelere göre
amortisman ayrılmasına devam olunur.”
Yukarıdaki madde hükmünden de anlaşıldığı
gibi, bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce edinilen unsurlara ilişkin
olarak edindikleri dönemdeki kuralların geçerli olacağı şekilde uygulanmasına
devam edilecektir.
d) Kur Farkı Gelirleri
İstisnası Kaldırıldı. Yap-İşlet-Devret Modeli kapsamında enerji sektörü
için yabancı sermaye yatırımlarında kur farkı gelirleri vergilendirilmiyordu.
Bu yeni düzenleme ile bu durum ortadan kaldırıldı.
“MADDE 9. - a)
4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 280 inci maddesinin son
fıkrası ve 319 uncu maddesi, iptal edilmiştir.”
|
Düzenlemenin Eski Şekli |
Düzenlemenin Yeni Şekli |
|
VUK Madde 280 (485 sayılı Kanunun 7 nci
maddesiyle değişen fıkra) Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa
rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli
esas alınır.Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur
Maliye Bakanlığınca tespit olunur. (4369 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle
değişen fıkra) Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz
alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede
bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285 inci maddeleri uyarınca
değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı
olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz
Oranı (LİBOR) esas alınır (4369 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle
eklenen fıkra) 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların
Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti İle Görevlendirilmesi
Hakkında Kanun ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret
Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunda tanımlanan şirketlerin
sermaye olarak koydukları yabancı paraların sarf edildikleri veya Türk
Lirasına çevrildikleri tarihe kadar lehlerine oluşan kur farkları pasifte
özel bir karşılık hesabında gösterilerek dönem kazancına dahil edilmez. Bu
karşılıklar sermayeye eklendikleri takdirde işletmeden çekiş ve kar dağıtımı
sayılmaz. Aleyhlerine oluşan kur farkları ise aktifte özel bir karşılık
hesabında tutulur ve gelecek yıllarda lehlerine oluşacak kur farkları ile
kapatılır. Lehte kur farkı ile kapatılamayan tutarlar işi bırakma halinde
zarar addolunur. |
VUK Madde 280 (485 sayılı Kanunun 7 nci
maddesiyle değişen fıkra) Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa
rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli
esas alınır.Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur
Maliye Bakanlığınca tespit olunur. (4369 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle
değişen fıkra) Bu madde hükmü yabancı para ile olan senetli veya senetsiz
alacaklar ve borçlar hakkında da caridir. Bunlardan vadesi gelmemiş senede
bağlı alacak ve borçlar, bu Kanunun 281 ve 285 inci maddeleri uyarınca
değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Ancak senette faiz oranının yazılı
olmadığı durumlarda değerleme gününde geçerli olan Londra Bankalar Arası Faiz
Oranı (LİBOR) esas alınır .... Yürürlükten kaldırılmıştır. |
e) Yeniden Değerleme Uygulamaları
Yerine Yeniden Değerleme Oranı Getirildi.
Daha önce de belirtildiği gibi,
temel olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun Mükerrer 298.maddesinde yapılan
yeni düzenleme, Mükerrer 298.Maddeyi ikiye ayırmıştır. Maddenin A Fıkrası
Enflasyon Düzeltme Muhasebesi için ayrılmış, B Fıkrası ise Yeniden Değerleme
Oranı ve bu oranın hesaplanması için organize edilmiştir. Buna göre Maliye
Bakanlığı yeniden değerleme oranını hesaplayıp belirlenen süre içinde
yayınlayacaktır. Bunun temel nedeni yeniden değerleme oranına tabi tutularak
her yıl veya her dönem yeniden düzenleme gerektiren pek çok yasal düzenleme söz
konusudur. Bu nedenle, mevcut yasal düzenlemelerin işlerliklerinin
sürdürebilmesi için yeniden değerleme oranının periyodik olarak hesaplanması ve
yayınlanması devam edecektir.
f) Yatırım İndirimi Uygulaması İle İlgili
Değişiklikler Yapıldı.
Konu ile ilgili olarak yapılan değikliğe ilişkin düzenleme aşağıdaki gibidir:
“MADDE 6. -
31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin (2)
ve (3) numaralı fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.”
Düzenlemenin Eski Şekli |
Düzenlemenin Yeni Şekli |
|
2. Yatırım
indirimi istisnası tutarının hesaplanmasında amortismana tâbi iktisadî
kıymetin maliyet bedeli esas alınır. 3.
Yatırım indirimi istisnası uygulamasına, istisnaya konu iktisadî kıymete
ilişkin harcamaların yapıldığı yılda başlanır ve indirilecek tutara
ulaşılıncaya kadar devam olunur. Yatırım
harcamalarının yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahının tespitinde, kazancın
yetersiz olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarı, izleyen yıllarda
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden
değerleme oranında artırılarak dikkate alınır. |
2. Yatırım indirimi
istisnası uygulamasına, istisnaya konu iktisadî kıymete ilişkin harcamaların
yapıldığı yılda başlanır ve indirilecek tutara ulaşılıncaya kadar devam
olunur. Yatırım harcamalarının
yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahının tespitinde, kazancın yetersiz olması
nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarı, izleyen dönemlerde, bu
dönemlerde Devlet İstatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksinde
meydana gelen artış oranında artırılarak dikkate alınır. 3. Enflasyon düzeltmesi
uygulanan dönemlerde, yatırım indirimi istisnası tutarının hesaplanmasında
amortismana tâbi iktisadî kıymetin aktife alındığı hesap dönemi sonundaki
düzeltilmiş değeri esas alınır. Ancak iktisadî kıymetin
aktife alındığı hesap döneminden önceki hesap dönemlerinde gerçekleşen
harcamalar, gerçekleştirildikleri dönem sonundaki düzeltilmiş değerleri ile
dikkate alınır. İzleyen dönemlerde enflasyon düzeltmesi nedeniyle bu
harcamalardan kaynaklanan farklar üzerinden yatırım indirimi istisnası
hesaplanmaz. |
Ayrıca, yine 5024 sayılı düzenleme ile 193 sayılı GVK’na aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“MADDE 8. - 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici
madde eklenmiştir.
GEÇİCİ MADDE 65. - Geçici 61 inci madde kapsamında yatırım indirimi
istisnası uygulamasını seçmiş olan mükellefler, bu tercihlerini bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten sonra verilmesi gereken ilk geçici vergi
beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar bağlı bulundukları vergi
dairesine bildirimde bulunmak suretiyle değiştirebilirler. Bu şekilde
tercihlerini değiştiren mükellefler, 24.4.2003 tarihinden itibaren yaptıkları
harcamalar (öngörülen harcamalar kapsamında daha önce yatırım indirimi
istisnasından yararlanmış harcamalar
hariç) için 19 uncu
maddede yer alan
hükümler çerçevesinde yatırım
indirimi istisnasından yararlanabilirler. Tercihlerini değiştirmeyen
mükellefler ise, yatırım indirimi istisna tutarlarının tespitinde, enflasyon
düzeltmesi uygulaması sonucu yatırım indiriminden yararlanan iktisadî
kıymetlerle ilgili olarak oluşan düzeltme farklarını dikkate alamazlar.
19 uncu madde kapsamında yatırım indirimi istisnası tutarlarının tespitinde
1.1.2004 tarihine kadar yapılan harcama tutarları düzeltilmiş değerleri ile
dikkate alınmaz.”
g) Yıllara Yaygın İnşaat ve Onarım İşlerinde Kazanç Tespitinde
Değişiklikler Yapıldı
Konu ile ilgili yasal düzenleme aşağıdaki gibidir:
“MADDE 7. - 193 sayılı
Kanunun 43 üncü maddesinin (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.”